Uyanış ve İyileşme
- dengedekal

- 14 Haz 2020
- 3 dakikada okunur
Bir çok araştırmanın da göstermiş olduğu gibi ; insan bedeninin sahip olduğu bir enerji ağı mevcuttur. Aslında her şeyin bir enerji formundan ibaret olduğu algılandığında , kişi bedeninin de bu enerji formu olduğu aşikardır.
Evren madde ve enerjiden oluşur. Madde; enerjinin yoğunlaşmış halidir. Holografi , doğanın en yaygın bilgi depolama aracıdır. Bedendeki her hücre, bedenin aynısını yaratmak için gerek duyulan genetik bilginin tamamını taşır. Doğanın fraktallığı diye tanımladığımız bu mevcudiyet , evrendeki tüm canlı ve cansız diye tabir ettiğimiz , her şey için geçerli bir ritmik düzendir. Evren sayılardan ve kaos gibi görünen düzenden oluşur. Baktığımız her yerde pi sayısını ve bu düzeni görürüz.
Bu anlatımların her biri bir çok araştırma dahilinde açıklanmış ve açıklanmaya da devam etmektedir. Burada anlatılmak istenen , tüm bu kaotik düzen içinde , bozulan enerjinin, denge haline getirilmesi ile ilgilidir.
Günümüz teknolojisi bedenin zaten hep var olan ve sahip olduğu bu enerjiyi kullanma ölçüsünde zayıf bırakılmıştır.
Bunun bir çok ekonomik- küresel nedeni mevcuttur. Benim bakmak istediğim yer, dış koşul ve sebepler ne olursa olsun, kişinin tüm bu yargılardan uzaklaşarak , doğuştan hatta tüm boyut ve zamanlarda sahip olmuş olduğu , bozulan enerji yapısını dengeye getirmesi için yapması gerekenler ile ilgili.
Beden ve ruh sağlığını ‘’ iyileştirmek ‘’ için bir çok teknik ve öğretiden bahsedebiliriz. Ancak şöyle bir gerçeklik vardır ki, ‘’ bilinç’’ zaten iyileşmeye ihtiyaç duymaz. Bilincin iyileşmeye ihtiyacı yoktur, keşfedilmesi gerekir. Beden ‘’ hasta ‘’ olabilir, bilinç uyandığında hologramda ‘’ dönüşüm ‘’ meydana gelir ve zaten bütünlük içinde olan beden kendiliğinden iyileşme sürecini başlatır. Bozulmuş olan yapısını onarmaya başlar.
Beden manyetik alanı dönüştürme özelliği açığa çıktığında ; hayatın her alanında meditatif kalmayı deneyimleyebilir ve sistemimizde oluşabilecek bozulmaların önüne geçebiliriz.
Bunun için bir ‘’ kolaylaştırıcı’’ ya ihtiyaç var mıdır?
Bu alanlarda yapılan ve yapılmakta olan yüzlerce çalışma mevcuttur. Bioenerjiden tutun, yoga ya, ayurvedik beslenme sistemlerinden, oruca uzanan yüzlerce öğretinin kadim uygarlıklardan beri uygulanmakta olduğunu ve asıl iyileşmenin tam da o dönemlerde gerçekleştiğini görebiliriz. Günümüz tıbbı, dualiteyi daha da belirgin kılarak, hastalığın oluştuktan sonra semptomlarını giderme yönünde araştırmalara kaymıştır. Ve bu noktada plasebo denilen aslında varlığı batı tıbbı tarafından da gayet iyi bilinen yöntemin , bilinçli olarak dışarıda tutulması nedeniyle, daha çok kimyasal ve daha çok ‘’ yardımcı ‘’ ya ihtiyacı zorunlu kılmıştır.
Alternatif tıp dediğimiz süreç, aslında kadim uygarlıklar tarafından yıllarca uygulanan yöntemlerdi, yeni yeni tekrar keşfedilmeye, ve bu alanda daha farklı teknikler geliştirilmeye başlandı. Bu alana da baktığımızda , aslında tüm öğretilerin birlik bilincine dayandığını , ancak yine de bir uygulayıcı ya da bir rehber , terapist tarafından tekelleştirilerek, kişiselleştirilmeye başlandığını görebiliriz.
Evren , tek ve bütündür. Zaman görecelidir ve zihinde yanılsama yaratır. Nasıl Hawking’in zihninde yaratmış olduğu evreni tüm insanlık takipte ise, her birimizin evreni farklı ve biriciktir. Bunun hatırlatılması için elbette ki rehberler, öğretmenlere ihtiyaç duyulabilir, ancak içsel uyanış yolculuğunda herkesin deneyimi tek, biricik ve özeldir.
Uyanış dediğimiz yolculuk , kişinin tek rehberinin , iç benliği ile temasa geçmesi, onu tanıması ve bu tanışıklıkta beraber yürüdüğü, yaptığı , uyguladığı yöntemlerle mümkündür. Kişinin, bedenini , ruhunu tanıması; onunla konuşmaya ve ihtiyaçlarını belirlemeye başlaması , uyanış yolculuğunun elzemidir.
Uyanış gerçekleşmeye başladığında , her şey beden dahil dengeye gelmeye başlar ve hologramda yaratım süreci başlamış olur.
Bu yolculukta, elbette ki rehberlere, öğretmenlere ihtiyaç vardır, deneyimler paylaşılabilir, teknikler kişide çalışıp çalışmamasına göre tercih edilir ya da edilmeyebilir. Mesele burada kişinin, seçim özgürlüğüne sahip olmasıdır.Ve bu konudaki asıl rehber kişinin iç sesidir.
Yapılan ve yapılmakta olan uygulamalar bu iç ses ile tanışmayı kolaylaştırabilir, ancak nereye gidilmek istendiği tamamen kişinin kendi içsel yolculuğudur.
‘’Olmasını istiyorum’’ demek gayet insani bir reflex olmakla beraber, istenilen durumun hangi şartlara iyi geleceğinin tespiti önemlidir. Haz duymak insanidir, bu hazzı yaşamak için egomuzun ya da iç benliğimizin sesi arasındaki ayrımı duyabilmek kişinin, özel yolculuğudur.
Hepimizin iç sesi ile yolculuklar yapacağımız aydınlık günlere, sevgiyle , aşkla….





Yorumlar